GündemNTV

Covid-19 pandemisinin birinci yılı: Virüs hakkında neleri biliyor, neleri bilmiyoruz?

Covid-19 pandemisinin birinci yılı: Virüs hakkında neleri biliyor, neleri bilmiyoruz?

Tüm dünyada 1,85 milyon kişinin ölümüne yol açan yeni tip corona virüs (Covid-19) pandemisinin ortaya çıkışından bu yana bir yılı geçmesine rağmen, virüsle ilgili hala bilinmeyen çok fazla şey var. Dünyanın dört bir yanında Pfizer/BioNTech, Moderna, Oxford/AstraZeneca, SputnikV ve Sinovac aşıları kullanılmaya başlanırken; “Corona virüs nerede ortaya çıktı?”, “Mutasyonlar ne anlama geliyor?”, “Virüse karşı bağışıklık ne kadar sürüyor?” ve “Covid-19 pandemisi ne zaman bitecek?” gibi soruların yanıtları belirsizliği hala koruyor. Bilim insanları, yeni tip corona virüsün ilk vakasının tespit edilmesinden bu yana, virüs ile ilgili tüm bilinen ve bilinmeyen sorunları değerlendirdi. Hazırlayan: Ayşegül Engür Dahi/ntv.com.tr

Yeni tip corona virüsün (Covid-19) ilk vakası Çin tarafından 31 Aralık 2019’da Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bildirildi. Çinli bilim insanları, virüsü oluşturan genom dizisini iki hafta içinde belirledi.  Üç hafta içinde ise ilk test kitleri oluşturuldu. Virüsün DSÖ’ye bildirilmesinden bu yana geçen bir yılı aşkın süre içerisinde ise insanlar Moderna, Pfizer/BioNtech, SputnikV, Coronavac ve Sinopharm aşılarıyla Covd-19’a karşı aşılanmaya başladı ve bu aşılar tarihte şimdiye kadar geliştirilen en hızlı aşılar oldu.
Ancak, dünya genelinde 81 milyondan fazla vaka ve 1,85 milyon ölümle birlikte, Covid-19 hakkında hala bilmediğimiz çok şey var. Bu bilinmeyenler, virüsün nasıl başladığı gibi temel bilgilerden, bu pandeminin nasıl sona ereceği de dahil olmak üzere daha karmaşık sorulara kadar uzanıyor.  Rochester Teknoloji Enstitüsü’nden biyoloji doçenti olan Maureen Ferran, “Muazzam miktarda şey öğrendik, ancak Covid-19’u gerçek ayrıntılarıyla anlamak açısından gidecek çok yolumuz var. Bu, virologları ve halk sağlığı görevlilerini on yıllarca meşgul edecek” ifadelerini kullandı.
Hükümetler virüs için bir aşı bulmak için yarışırken, en temel sorulardan biri halkın gözünden düştü: Virüsün kaynağı nedir? Virüsün ilk olarak nerede ortaya çıktığı konusu, bilimsel verilerden uzak bir şekilde siyasi söylemler ve komplo teorileri tarafından manipüle edildi. Başlangıçta corona virüsün Çin’in Hubey eyaletine bağlı Wuhan kentindeki bir canlı hayvan pazarında çıktığı düşünülüyordu. Ancak,  Ocak ayında yayınlanan bir Lancet araştırması, ilk hastaların üçte birinin bu pazarla doğrudan bağlantısı olmadığını buldu. ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere bazı insanlar,  virüsün bir Wuhan laboratuvarında üretildikten sonra salınıp bırakıldığını öne sürdü.  Bilim adamları, virüsün doğadan kaynaklandığına dair çok büyük kanıtlar olduğunu söyledi. Bununla birlikte, araştırmalar, virüsün ilk düşünülenden aylar önce Aralık 2019’da ABD ve Avrupa’da dolaşıyor olabileceğine dair kanıtlar buldu. Çin devlet medyası ise virüsün Çin dışında ortaya çıkmış olabileceğini açıkladı.
Ancak, Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde mikrobiyoloji profesörü olan Peter Collignon, “Virüs, Çin’deki ilk vakalar teşhis edilmeden önce ABD’de ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde dolaştığı görülse de, virüsün buralarda ortaya çıktığını gösterecek kesin bir şey yok” dedi. Diğer taraftan, corona virüsün kökenini araştıran DSÖ, Aralık ayında ilk vakalar tespit edilmeden önce Covid-19’un Çin’de dolaşıp dolaşmadığını araştırıyor.
Öte yandan, komplo teorilerine  rağmen, çoğu bilim insanının hemfikir olduğu birkaç durum var. Bunlardan birisi, Covid-19’un soğuk algınlığından SARS’a kadar birçok hastalığa nedne olan bir tür corona virüsün neden olduğu. İkincisi ise hastalığın zoonatik olduğu, yani aslında hayvandan insanlara geçtiği.  Bazı çalışmalar, yeni tip corona virüsün muhtemel kaynağının yarasa olduğuna işaret ediyor. Ancak, virüsün insanlara ilk olarak nereden geçtiğini ve insanlara bulaşmadan önce pangolin veya misk kedisi gibi başka bir hayvan  aracılığıyla aktarılıp aktarılmadığını hala bilmiyoruz. Bununla birlikte Farran, bu tür soruların asla cevaplanamayabileceğini, Ebola’nın 40 yıl önce çıkmasına rağmen hala hangi hayvandan insanlara geçtiğinin tespit edilemediğini söyledi.
Covid-19 ilk tespit edildiğinde bir solunum yolu hastalığı olarak görülüyordu. Ancak aylar geçtikçe, hastalığın bir dizi semptom ve komplikasyonu ortaya çıktı. Çoğu insanın koku alma duyusunu kaybettiği, bazı insanların kustuğu ya da ishal olduğu hatta  el veya ayak parmaklarında renk değişikliği görüldüğü belirtildi.  Öte yandan, semptomların 12 hafta ve daha uzun sürmesi durumunda ortaya çıkan H bilişsel bozukluk, beyin hasarı,ve kronik yorgunluk gibi uzun süreli Covid-19’dan muzdarip olanların sayısı her geçen gün artıyor.
Bununla birlikte, Ağustos ayında British Medical Journal’da yayınlanan bir araştırma, hastaların yaklaşık yüzde 10’unun Covid-19 nedeniyle 12 haftadan uzun süren uzun süreli bir hastalığa sahip olduğunu buldu. Ancak bilim insanları, Covid-19’un bu etkilerinin ne kadar sürdüğünü bilmiyor ve neden bazı insanların diğerlerinden daha fazla acı çektiğini açıklayamıyor. Kasım ayında Annals of Internal Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışmada 60 yaşındaki tek yumurta ikizlerinin her ikisin de Covid-19 bulaştığında çok farklı sonuçların görüldüğünü ortaya koydu. İkizlerden biri  2 hafta sonra hastaneden taburcu edilirken bir diğeri yoğun bakıma alındı ​​ve ventilatöre ihtiyaç duyuldu.
Hong Kong Üniversitesi’nden araştırmacılar, Ağustos ayında 33 yaşındaki bir erkeğin Covid-19’u yendikten 4,5 ay sonra hastalığa yeniden yakalandığını açıkladı. Collignon’a insanların ikinci kez enfekte olmasının çok nadir olduğunu ve insanların virüsle enfekte olduktan sonra en z altı ay boyunca tekrar enfekte olmasının mümkün olmadığını söyledi.
2019’da corona virüs krizi patlak vermeden önce bile, ilaç şirketleri pandemik bir virüs türüne hızla adapte olabilecekleri aşılar için tasarımlar üzerinde çalışıyorlardı. Çalışmaları, test edilen ve yan taraftaki grafite gösterildiği gibi piyasaya sürülmek üzere hazırlanan corona virüs aşıları ise oldukça etkili sonuçlar gösterdi. Sırasıyla  Pfizer/BioNTech, Moderna, Sputnik V ve Oxford/AstraZeneca aşıları yüzde 95, yüzde 94, yüzde 95, ve yüzde 70 etkinlik açıkladı. Ancak, virüse karşı doğal bağışıklığın ne kadar sürdüğü bilinmediğinden, aşının da hastalığa karşı ne kadar koruma sağlayacağı henüz bilinmiyor. Collignon, bilim insanlarının aşının birkaç yıl boyunca bir çeşit bağışıklık sağlayacağını varsaydığını söyledi.
Bununla birlikte corona virüsü aşıları, yüzde 50-60 etkinlik oranı gösteren ve  her yıl yapılması gereken grip aşısından çok daha başarılı sonuçlara sahip. Bu nedenle araştırmacılar, aşı konusunda iyimser ve uzun vadeli yan etki olasılığının düşük olduğunu düşünüyor. Londra’daki Francis Crick Enstitüsü’nden Jonathan Stoye, “Virüsten kaynaklanan riskin aşıdan çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Ancak bu, bağışıklığın ne kadar sürdüğünün ötesinde hala aşı ile ilgili soruların olmadığı anlamına gelmez. Virüsün bir aşıyı etkisiz hale getirecek bir şekilde mutasyona uğrayıp uğramayacağını bilmiyoruz” dedi. Öte yandan Ferran, nüfusun büyük bir kısmını aşılamak için ne kadar uzun süre geçerse, mutasyona uğraması için o kadar fazla fırsat bulacağını söyledi. Ve yeni aşıların bazıları, daha önce hiç yaygın olarak kullanılmayan mRNA teknolojisini kullanıyor. Bu aşılardan gelen bağışıklığın geleneksel aşılarla aynı süre boyunca devam edip etmeyeceği konusunda soruları gündeme getiriyor. DÜNYAYI ENDİŞELENDİREN ÜÇ MUTASYON
Tüm dünya, can kayıpları ve hastalıkların yanı sıra ülkelerin ekonomisine, eğitime ve sosyal yapısına zarar veren pandeminin ne zaman biteceğini merak ediyor. Dünyanın dört bir yanındaki birçok kişi umutlarını aşıya bağlıyor, ancak bu bile hızlı bir çözüm değil. Dünya nüfusunun çoğunun aşılanması muhtemelen yıllar alacak.
Bununla birlikte Collignon, insanlar hızlı bir şekilde aşı olsalar bile onların virüsü çevresine yayıp yaymacağının hala belirsiz olduğunu söyledi. Collignon, “Yaygın bir aşı olsa bile, muhtemelen virüsle yaşamak zorunda kalabiliriz. Sonuçta, insanlık tarihinde sadece çiçek hastalığı aşıyla ortadan kaldırıldı. Virüsün mutasyona uğrayıp uğramadığı  gibi corona virüsün bizimle ne kadar süreceğini etkileyebilecek başka sorunlar da var. Virüsün daha az ölümcül veya daha  bulaşıcı hale gelmesi olasıdır, Ancak virüsün daha öldürücü hale gelmesi de mümkündür” açıklamasını yaptı.
Diğer taraftan Collignon, bazı temel soruları yanıtlamak için hükümet ve özel sektörün yeterli yatırım yapmamasını eleştirdi: “Aşılara ve ilaçlara milyarlarca dolar harcıyoruz, ancak  maskenin ne kadar etkili olduğu gibi temel konularda araştırma yapmak için fon alamazsınız. Salgınla baş etmenin doğru yolunu hala bulamadığımızdan endişeliyim. Gelecekteki salgın hastalıklardan bahsederken yaşadıklarımızdan yeterince şey öğrenmememiz, örneğin maske konusunda olduğu gibi beni korkutuyor.”

Daha Fazla Göster

Benzer Haberler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün